• yerli kimdir neresinden tanınır

    1.
    yerli kimdir neresinden tanınır

    'Yerli' kavramı üzerinden son 20 yıla bakalım…
    Mesela bebek katili Apo 'teröristlik'ten 'muhatap'lığa terfi ettirilirken üzerine 'yerli' elbisesi giydirilmişti…

    Çözüm sürecini millete 'barış' diye yutturmaya çalışan ve bugün devlette önemli görevlerde bulunan bazı akademisyenler Apo'yu şöyle takdim ediyorlardı:

    "PKK içindeki 'en makûl, en akılcı ve en yerli' kişi!.."

    Dolayısıyla 'yerli' kelimesini duyar duymaz üstüne atlamamak lâzım!.. 'Millî ve yerli" algısı zaman ve siyasî hava durumuna göre değişiyor çünkü!..

    Bir dönem Apo 'yerli'ydi!.. Apo'yu muhatap almanın önemini halka benimsetmek isteyen pazarlamacılar, ondan 'yerli bir kişilik' inşa etmeye kalkışmışlardı... PKK'lı teröristler ne zaman bir eylem yapsa, olay 'örgüt içindeki şahinler'e bağlanıyordu… Eylem, 'provokasyon'la izah ediliyor, artık 'bebek katili ve terörist' denilmesi istenmeyen Apo'yu koruma altına alınıyordu...

    ***

    'Yerlilik' artık mobil bir kavramdı ve ne zaman, ne için, kime yapıştırılması gerekirse ona yapıştırılıyordu!..

    8 Ocak 2013'te Fetullah Gülen, "Sulh için el de öpülür etek de öpülür" diyerek çözüm sürecini desteklemeye devam ederken, ilgili bakanların Akil insanlar Heyeti üyeleriyle bir araya geldiği toplantıda konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Çözüm süreci millidir, bu toprakların ürünüdür, yerlidir" diyordu...

    Bu durumda, 'yerli ve millî çözüm süreci'ne karşı olanlar bir anlamda 'yersiz' oluyordu veya 'yersizlerin oyununa geliyor'du!..

    Kimdi bunlar peki? Tabii ki 'kandan beslenenler, teröristlerle ruh ikizi olanlar, analar ağlasın isteyenler, kan dökülmezse söyleyecek sözü olmayanlar'dı… Açıkça söylüyorlardı zaten, bunlar MHP'lilerdi, mezarlık bozkurtları, morg bekçileriydi!..

    Sonra masa devrildi ve bir baktık ki MHP'nin 'yerli ve millî' kabul edileceği yolculuk başlamıştı!.. Yine aynı dönemde 'tarafsız' Cumhurbaşkanı halka şöyle sesleniyordu: "1 Kasım'da Meclis'e 550 yerli ve millî milletvekili gönderin!.."

    Kafalar iyice karışacaktı!.. Hatırlatalım: Meselâ 'Türk ırkı yoktur, sentezdir' diyen kişi o kadar yerli o kadar millîydi ki, Kürşad'ın nârâsıyla Tanrı dağından yola koyulduğumuzda hiçbir yere uğramadan Anadolu'ya transit gelmişti ve millî kimliğini her türlü erozyona ve korozyona karşı korumuştu!.. On numara motor yağı kadar bu topraklara aitti, yerliydi ve listenin başına oturtulmuştu!..

    "Partimiz sayesinde hepimiz Türk olmaktan kurtulduk" diyen ve 'millî' pozuyla yeniden Meclis'e girmeyi bekleyen 'endemik yerliler'imiz vardı çok şükür!..

    Neo-millî ve yerlilerimiz, 'ret, inkâr ve asimilasyon politikalarını ortadan kaldırmak'la övünürken de belli ki taktik uyguluyordu!.. Hepsi milliyetçiydi ama 'gizli milliyetçi'ydi!.. O kadar gizliydi ki kendileri bile bilmiyordu milliyetçi olduklarını!..

    'Ne mutlu Türk'üm diyene' tabelalarını kaldırırken, 'TC' ibaresi artık fazlalık olmaya başlamışken, milliyetçiliğin her türlüsü ayaklar altına alınırken, 'Andımız' kovalanırken gözyaşlarını içlerine akıttılar!.. Kan içtikleri hâlde "Kızılcık şerbeti içtik, araya da baldıran sıkıştırdık" dediler!..

    ***

    Unutmayalım, bir başka 'yerli' hikâyesine de son istanbul seçimleri öncesinde şahit olduk… Devletin ajansına mektubu okutulan Apo için 'görevli akademisyen' şu nitelemede bulunuyordu: "Abdullah Öcalan bir Kürt isyanı lideridir ama aynı zamanda yerli ve millî bir şahsiyettir…"

    Servet Avcı / Yeniçağ gazetesi
    10.08.2020
    ___________

    izahat anacım :
    gerçekler bebek kakası gibidir,
    çabuk kokar.!
    1 -4 ... nana godi
  • yazarlar için aşkın tanımı

    28.
    yazarlar için aşkın tanımı

    Neşeli bardaklarda ki, kıkırdayan çaya inat gülüşlerindi,

    Sıcak ekmeğin üzerine sürdüğüm,
    Tereyağı ve bal kıvamındaki yanakların..

    "Şiiren"
    8 ... nana godi
  • asla değişmeyecek fikirleriniz

    62.
    asla değişmeyecek fikirleriniz

    Hep denize girmekk../

    (Günaydınn Uludağ sözlükk.)
    18 -1 ... nana godi
  • her salcaya maydanoz

    16.
    her salcaya maydanoz
    Şimdi benim için hüzün ve rakı zamanı,
    Neşem yok bir zamandır,

    Denizin de tadı kaçtı,

    Çarşaf gibiydim,
    Gergin dalgaları susturma zamanı..

    "Şiiren"
    21 ... nana godi
  • anın görüntüsü

    35439.
    anın görüntüsü

    Yemekteyiz Uludağ sözlük.:)))
    32 -2 ... nana godi
  • gecenin şiiri

    12187.
    gecenin şiiri

    biraz utangacım...
    ama biraz..

    biraz da hüzün var gözümün önünde,

    dudağımın kenarında denize taş atan bir yaramaz bakışlı çocuk,
    halka halka yayılan dalgaların arasında.

    keyifli ıslak bir kedi yavrusu asılır bazen dudağımın orta yerine,

    beni kurut derken..

    yüzüme tebessüm Yayan ya da vicdanımı dile getiren yavru bir köpeğin bakışı bağlar hayata,

    oynayan çay kaşıkları bir şarkı söyler bazen tam ortasında hayatın.


    kulaklarımda yine Müzeyyen,

    benzemez kimse sana..

    "Şiiren"
    31 -1 ... nana godi
  • anın görüntüsü

    35182.
    anın görüntüsü

    Neşeli Çayım taze,
    Çapkın bakışlı Ezine peyniri de seni özledi..

    Depresif zeytinlerin şarkısını dinliyorum,

    Flört etmek isteyen tereyağına ,
    Kırıtarak yürüyen Ördek yumurtası eşlik edecek,

    Bir de simit aldım, paylaşmak için..

    Masadaki gülüşen susamların selamı var..

    Yani ruhumun deniz kenarında,

    Bekleme heyecanıyla kahvaltı hazır..

    "Şiiren"
    37 -3 ... nana godi
  • andrey platonov

    1.
    andrey platonov

    "Gök gürledi..
    kızdı sana.
    O kısa etekle gelecem yanına."
    __________

    Yüzündeki memnuniyeti yenmek için hiç bir çaba sarfetmedi.

    Dediği doğruydu.
    elektrikler kesilmiş, karanlık gökyüzünde oturan panteon tanrıları, Arizona dream şarkısına tempo tutarken,
    çıtlattıkları parmaklarından çıkan şimşeklerin yeryüzündeki rahipler tarafından, kendi halklarını aydınlatmak için su sarnıçlarında biriktirildiğinden haberleri yoktu.

    içine çektiği Sessizliğin bir kokusu olduğunu biliyordu ama karar verememişti.
    Önündeki votka bardağını koklayarak aromatik kokuyu verenin hangi ağaç olduğunu bulmaya çalıştı.
    Kabuğu çıkarılmış dişbudak ağacının kokusu buna uyuyor diye düşündüğünde orman bekçisi dedesinin söylediklerini hatırladı.
    ___________

    Andrey platonov' un bu üslûp ile yazdığını sanmıyorum.

    Yine de bu değeri bilinmediği söylenilen, üniversitede edebiyat fakültesinde, hademelik yapan adamın hikayesi için başlık açılır.

    Hiç okumadığım ama listeme aldığım bir Rus edebiyatı yazarı.

    (Andrey Platonov / 1.Eylül.1899 - 5.ocak.1951)
    31 ... nana godi
  • din halkı uyuşturan bir afyondur

    1.
    “Din halkı uyuşturan bir afyondur”

    (Karl Marks)

    -----------------------------------

    Karl Marks, Hegel’in hukuk felsefesini eleştirirken, insanın Tanrı ihtiyacının maddî ve felsefî temellerini anlamaya çalışmıştır.

    Marx’a göre din, olumlu özellikler taşıyan bir “yanılsama”dır;

    acı çeken insanın “tesellisi”dir.

    “Din halkı uyuşturan bir afyondur” ifadesini bu anlamda kullanmıştır.

    Marx’ın sözleriyle din, ezilen varlığın,
    “iç çekişi/inleyişi”,
    taş yürekli dünyanın vicdanı,
    “ruhsuz maddi koşulların ruhu”dur.

    Marx’a göre, bu “yanılsama”yı yok etmeye çalışmak yersizdir;

    gereken, ona yol açan ortam ve koşulların ortadan kaldırılmasıdır.

    Biz
    (bizim gibi düşünenler)

    dine değil, dinin siyasallaştırılmasına,

    caminin ya da tarikatların toplum üzerinde dini-ideolojik egemenlik kurmasına,
    bugünün toplumunu 7. asrın kurallarına göre biçimlendirme girişimine karşıyız.

    insanları dinsizleştirmek,
    onların inançlarıyla alay etmek ya da din karşıtı propaganda yapmak hiçbir zaman bizim gibi düşünenlerin işi olmamıştır.

    Peki biz hangi toplumun bireyleriyiz?

    "Biz"

    (Bizim gibi düşünenler)

    Mustafa Kemal ve arkadaşlarının kurduğu,
    aydınlanma ve ilerleme düşüncesine bağlı laik toplumun,
    devrim kanunlarıyla kurulan Cumhuriyet’in fertleriyiz.

    Tarikat-ticaret-Cemaatin içinde Tanrı’nın kulu değil,
    laik hukuk devleti içinde özgür yurttaş olma bilinciyle yetişen Bu bilinç sayesinde Atatürkçü olan cumhuriyet devrimleri öğretmenlerinin yetiştirdiği öğrencileriz.

    Biz buyuz!

    (Cumhuriyetin öğretmenlerine minnettarız)

    din halkı uyuşturan bir afyondur
    39 -4 ... nana godi
  • sevgilinin yanindayken onu ozlemek

    35.
    sevgilinin yanindayken onu ozlemek

    Bahar dalından parlak ol,
    günaydın deme bana,ışığım ol,

    ben soğuğu hiç sevmem,

    sen benim içinden çıkmadığım,
    derya ol, denizim ol, yaz' ım ol..

    günaydın gül kurusu pembesi,
    yazın, biten bütün renkleri,
    hoşçakalın kumsaldaki ayak izleri,

    güle güle seni getiren leylekler,

    "göçmen çiçekleri" son akşam yemeği,
    biten gölgeler,

    toprağımla buluşan, yorgun sarı yaprağım,

    (Aşk kucağında mı saklı)

    son bahar sana merhaba..

    "Şiiren”
    38 ... nana godi
  • aşıkken yapılan salaklıklar

    199.
    aşıkken yapılan salaklıklar

    Sevişince geçecek daha da baglanacaksin.

    Sonra kiskanacaksin, merhaba dediğinden bile,

    Geçmişi bile aklını alacak,

    Tutku yakacak içindeki geçmiş çalıları,

    Kurumuş dalların tutuştuğunda,

    Kalbi kalbinde saklı kalacak,

    Rüzgar boynunun kokusuna sarıldığında,

    Küçük bir kız sevinecek,

    Oğlan onu bekleyecek,

    "Yüreğim yüreğine değecek"

    Sanki.. şimdi gelecek.



    "Şiiren"
    44 ... nana godi
  • anın görüntüsü

    31231.
    anın görüntüsü

    Tapılacak tanrı lazımmış,
    Üstünde abdest almaya hazırlanan ellerimle,
    ibadetim sana,
    Tepeden tırnağa teslim olan gözlerinde,

    Pusuladaki kuzeyi gösteren özne,
    Kıble senden tarafta,
    Araf senin dudaklarının çizgisinde saklı,
    Cennet senin bedenine bürünmüş gibi,
    Uzaklaşan yollar cehennem ateşi,

    Tanrının ilk ayeti saçına inerken, tarif eden bendim seni,
    Musa peygamberin gözdeleri kıskanacak,
    Görselerdi beyaz teninde dik memelerini,

    Arsız bakışlı diline düştüğü zamanlarda, gönderdiğim ayetleri okurdum ağzının içinde,
    içine yeni vahiyler indirdiğim anlarda tapardım tanrıya.

    Benim tek tanrım vardı,

    Biri de şeytanın rüyasında saklıydı
    Bedenine gizlediğim Allah'ın adı doksandokuzdan fazlaydı,

    Biri kıskanır diye saçının tellerine saklardım,
    Sana kaçan şeytanlar barınmasın Diye,
    her teyemmümde dua ederim saçına gizlediğim Allah'a,

    Benim kabem sağ kulağının üstüne kurduğum hamakta,
    Saçlarının arasına bıraktığım ayetlerde sakladım sevdamı,

    Bazen meme altına ibadete gelen cemaat oldum,
    Şeytan sofrasında taşladım hacı olma emellerimi,
    Hacer ül esfet taşında,

    sığdırdım kafamı kasıklarına,

    Bir toprağın buğdayı yeşertme öyküsü gibi,

    Karlar altında uyuduğunu sandığım tohumlarımla,

    Şimdi,
    iman ettim sana..

    “Şiiren”
    32 -1 ... nana godi
  • gecenin şiiri

    11573.
    gecenin şiiri

    Sessiz ergen çığlıkları gövdemde duvarları yumrukluyor,

    Uykuna ben geleceğim söyle tanrıya,

    Saçında besmele çekmeye,

    Dudağım, dudağında ibadetini ettiğinde,

    iyi geceler,

    Tüm öptüğüm yerlerine..

    "Şiiren"
    36 -1 ... nana godi
  • iş görüşmelerinde en sık sorulan sorular

    1.
    iş görüşmelerinde en sık sorulan sorular

    iş görüşmelerinde en sık sorulan sorular

    ---------------------------------

    - Görüşmeye gideceğiniz firma hakkında bilgi toplayın,borsaya kote bir şirket olup olmadığına bakın
    Borsaya açık bir şirketse bilançosuna ve faaliyetlerine göz gezdirin hatta ezberleyin, görüşmede bu bilgiler sorulacak ve işe yarayacaktır.

    Benzer Görüşme sorularından en fazla sorulanlardan bazıları:

    -Bana kendinizden söz edin.

    -Arkadaslariniz sizi nasıl tarif eder?

    -Çok sayıda aday arasında sizi niçin tercih edelim?

    -En güçlü ve en zayıf olduğunuz yanlarınızı anlatır mısınız?

    -Sizin açınızdan ideal bir iş nasıl olmalıdır?

    -Eğitiminiz ya da meslek hayatınızla ilgili planlarınız neler?

    -Amiriniz haksız bir eleştiri yaptığında tepkiniz ne olur.

    -Hayatınızda sizi en çok etkileyen kişi kimdir?

    -Sizi en çok zorlayan bir durum ya da olayı anlatın.

    -Neden bizimle çalışmak istiyorsunuz?

    -iş yaşamınızdaki en büyük başarısızlığınızi anlatın?

    -Hiç işten çıkarıldınız mı, neden?

    -Yalnız mı yoksa ekip içinde mi çalışmayı seversiniz?

    -Mesleğinizin en sevdiğiniz ve en sevmediğiniz yanları nelerdir?

    -Boş zamanlarınizda ne yaparsınız?

    -Daha önceki işleriniz size neler öğretti?

    -Alanınızda ne gibi deneyimlere sahipsiniz?

    -Bir de klâsik bir soru var, beş yıl sonra kendinizi nerede görmek istiyorsunuz diye.
    Burada mütevazi olun,şirketim benden en iyi faydalanacağı konumu benden iyi bilir deyin.
    işbirliği ve dayanışma, şirket menfaatine yatkın olduğunuz mesajını da böylece kibarca iletin.

    (Hadi, hayırlı olsun)
    34 -1 ... nana godi
  • gecenin şiiri

    11571.
    gecenin şiiri

    Sana ihtiyacım var,

    Ruhunda sev beni,

    Çok üşüdüm biraz da sarıl,

    Al aklına ısıt beni..

    "Şiiren"
    41 -3 ... nana godi
  • biraz şarap ve tuza banılmış ekmek

    1.
    biraz şarap ve tuza banılmış ekmek

    "Kalmak biraz da kendinden gitmekti.”

    Ne bileyim..

    Daha kolay gibiydi Hayata başka pencereden bakmayı reddetmek.

    Oysa kalmak zordu.

    Uyum sağlamayı öğrenmek demekti,
    Bazen hayata itaat etmek,
    bazen isyan etmekti.

    Bazen topluma uyup o koyunların arasına karışmak demekti,
    Yani sivri kenarları mı yuvarlamak demekti.

    Gözlerine baktım,
    Kal diyordu,
    Ellerim ellerine gitme diyordu.

    Kafam karışık,
    Düşüncelerim darma dağınıktı.
    Odaklanamadığı mı gözlerimden anladı,
    Kalmak istemediğimi sanmıştı.
    Kalmak istiyordum halbuki,
    ilk defa deneyerek.

    Gücü onun deniz gözlerindeki cesaret dolu tutkudan alacaktım,
    Belki ikimiz yapabilirdik.

    Neden olmasındı ki?

    Aşk, isa’ nın ekmeği gibiydi
    Herkese yeterdi,

    Biraz şarap ve tuza banılmış ekmek.

    "Ruhumuzdaki altyazılar"
    29 -4 ... nana godi
  • yaygın anksiyete bozukluğu

    18.
    Yaygın anksiyete bozukluğu,en az altı ay süreyle fobi,panik atakları, obsesyon ve kompulsiyonlar olmadan hemen hergün ortaya çıkan, bir çok olay ya da etkinlik hakkında aşırı derecede anksiyete ve üzülme ile karakterize olan bir durumdur.

    Bu bozuklukta, belirgin bir nedeni olmayan kronik sinirlilik ve endişe duygusu vardır.

    Klinik tanı belirtileri:

    - Huzursuzluk,

    - Aşırı heyacan ve endişe duyma hali,

    - Çabuk yorulma,

    - Düşünceleri yoğunlaştırmada güçlük çekme,

    - Zihnin durmuş gibi olması,

    - Uyku bozukluğu, (uykuya dalmakta ve sürdürmede güçsüzlük ya da huzursuz ve dinlendirmeyen uyku)

    - Kas gerginliği,

    Bu belirtilerin en az üçü ya da daha çoğu bireyin anksiyete ve üzüntüsüne eşlik eder.
    Belirtiler herhangi bir organik bozukluğa bağlı değildir.

    Yaygın anksiyete bozukluğunun, panik bozukluğuna göre daha az belirgin olması yüzünden, burada görülen otonomik belirtiler panik ataginkilere göre daha az ciddidir ve daha nadir görülür.

    (Psikiyatrik destek alınması şarttır.)
    33 -3 ... nana godi
  • gecenin şiiri

    11559.
    gecenin şiiri

    uçurtma peşindeki çocuğun yüzü gibiyim,

    soluk soluğa heyecan,

    aklımda gökyüzü,

    elimde makaram,

    saçımda bir rüzgar,

    deniz'in üstünde uçar gibi,

    uğultular var kulağımda,

    kafamda özgürlük türküleri,

    Unuttuğum hayaller,

    dilimde anlatamadığım aşklar.

    "Şiiren"
    35 -1 ... nana godi
  • sezgi

    20.
    Sezgi;

    felsefe, mistisizm, ezoterizm ve farklı öğreti sistemlerinde farklı anlamlarda kullanılan terim.

    Kullanım çeşitleri;

    Kimi felsefi akımlarda akıl yoluyla kavranamayacak gerçeklerin derin düşünme (tefekkür) yoluyla aranışı sezgi kapsamında değerlendirilir.

    Ruhçulukta sezginin, insanın kendi düşüncesi olmaktan ziyade çeşitli etkenlerden kaynaklanan tesirlerle belirdiği kabul edilir ki, bu etken genellikle bedensiz bir ruhtur. Bu yüzden ruhçular yüksek bilgileri içeren tebliğlerin alındığı ruhsal irtibatlara “sezgisel (intuitif) irtibat” derler.

    Gnostiklere ve antikçağ inisiyelerine göre spiritüel aydınlanma yolunda üç tür bilgi mevcuttur ki,
    bunlardan öğretim yoluyla öğrenilebilir bilgi mathesis,
    his ya da ıstırap yoluyla edinilebilen bilgi pathesis,
    sezgi yoluyla öğrenilebilir bilgi de gnosis olarak adlandırılmıştır.

    inisiyasyonlarda en yüksek aşamaya ulaşanların, yani inisiye oluş aşamasına erişenlerin sezgi yoluyla aldıklarını çevresine aktararak aydınlatması söz konusu olur. inisiye adayının bu hale gelişi kimi inisiyasyonlarda tohumun bitki haline gelmesi sembolizm'iyle,
    kimi inisiyasyonlarda ise meşale sembolüyle temsil edilmiştir.

    ilham (inspiration) adı verilen sezgi söz veya yazı tarzında dışarı yansıdığında vahiy (revelation) adını alır.

    Vahiy sözcüğü yalnızca peygamberler için kullanılan bir terim değildir. Bu terim Araplar’da islamiyet gelmeden önce de bilinen ve kullanılan bir terimdi.

    (Alıntı)
    28 ... nana godi
  • anın görüntüsü

    31083.
    anın görüntüsü

    Belki bir neşeli serçe olurum, gülücük saçan dudağının sevdalı kenarında.
    Meşe palamutu gibi saçılır, sessiz tenine dökülen nefeslerim.

    Gülen bir kapı açılır sevdalı türkülerin yürüdüğü narin boynunda,
    Kaçamak yürüyüşler yapan Bir aşık serçe olurum,
    Kulağına yüreğimi fısıldadığımda.

    Belki bir tebessüm düşer yüzüne beni hatırladığında,
    Bir hırsız serçe konar, kuruttuğun tarhanaya,
    Bir gülümseme olurum, yaramaz dudağının içe bakan yamacında..

    Belki aklına gelirim, sen fasulye kırarken.
    Belki de bir balık kendini atar pembe boyunlu flamingonun önüne.

    Belki,

    Bir güneşin yavaşça doğuşunu izlersin,
    saçlarının arasında ki ellerim sana dokunduğunda,

    Ve,

    Seni öperim,
    Bir kadeh kırmızı şarap yudumladığımda ..

    "Şiiren"
    46 ... nana godi
  • yeni şeyler getiriyorum