• aşk ekmek gibidir herkese yeter

    1.
    aşk ekmek gibidir herkese yeter

    Saçına bıraktığım papatyalara su içirmeye gelen gelenekler,
    Öfkeli derelere neşe tohumları serperken,
    Etraftaki çıplak kayaların kırmızı gülüşlerini duyar,
    Musa peygamberin asasından çıkan
    "Aşk ekmek gibidir, herkese yeter"
    Şarkısı gözleri biraz kısarak , uzaklardan yaklaşan,
    Hüznün geleneği şalına ,
    Üşüyen ruhumuzu sarardık.

    Utangaç öpüşlü balıkların gitar resitali eşliğinde kurtlar sofrasında buluşur, politika yapan kokuşmuş tuzların metreslerinden olan
    piçlerin ;
    her absürt soruya verecek cevabı bulunan, platon tavırlı tanrı babalarını hem aşağılar,
    Ve her seferinde yeniden seçerdik.

    Güneş saçlarının arasındaki hamakta yeryüzüne gönderdiğim,

    (Vahyin ilk ayeti)

    "Aşk ekmek gibidir herkese yeter"

    "Şiiren"
    26 -1 ... nana godi
  • töre cinayetleri

    10.
    Tanım: sosyolojide, büyük (geniş) aile kararı.
    Büyük aile: bütün sosyo-ekonomik kararları ailenin en yaşlı erkek üyesinin verdiği,
    kimsenin itirazının kabul edilmediği erkek egemen aile yönetim kültürü.
    ------------------------------

    çook iltifatlar duydum, hiç birisi sen değildin,

    kulaklarım ağzımda , minicik tebessüm,

    demişti ki biri,
    Benim şarkımı en güzel sen çaldın,

    aklımda başkası, sen bu dünya insanımısın,

    biri ağlamıştı giderken,
    "evleniyorum aklım sende"

    birinde aylar sonra öğrenmiştim,
    "Onun yüzünden gidiyorum söyleyin ona" diye,

    sabırsızca sevmişti, tam ayrilacakken, bir kadın,
    o hiç haber vermeden gitti..

    en güzelini de o söylemişti gitmeden önce,
    "giydiğim herşey sen kokuyor" diye,

    üstünde benim gömleğimle,

    elvis ve elton john dinlerdim bi ara,
    sonra müzeyyen senar ve zeki müren,

    sonra türkülerim geldi,
    "zahidem" nida tüfekçi'den,

    neşet dinlerdim ağır ağır,
    tatlı dillim güler yüzlüm diye,

    atilla ilhan çıktı sahneme,
    hayran olduğum şair,

    an gelir paldır küldür yıkılır bulutlar dedi ahmet kaya,

    hani onyedi yaşında idama mahkum edilen nevzat çelik vardı,

    hangimiz ağlamadık onun
    "şafak türküsü" ile,

    Geriye bakıyorumda yüz yıl bitmiş,

    mahzuni şerif'i ilk okulda,
    süt tozu çuvallarının üstünde dinlemişim,

    vatandaş rıza'yı bana sevdiren yusuf hayaloğlu'ydu,

    onunla bi kere sırt sırta içmişliğimiz vardı,

    bi şiir okumuştu da,
    oniki masalı salaş meyhanede çıt çıkmamıştı.

    şair bir kadın sevmişti beni,
    her mesajı duygu yüklü dizelerle.

    bense hep "çav bella" demiştim, "fahriye abla" yı seslendirerek,

    sonra orhan veli' ydi,
    müşfik hocanın sesinden ürperten şiirleriyle,

    kafama ilk tutku çekicinin indiği tarihlerdi,

    "ağlasam sesimi duyarmısınız mısralarımda"

    derken;

    Yanaklarımdaki yaşları,
    gece seyrederdi.

    "Şiiren"
    25 ... nana godi
  • anın görüntüsü

    34278.
    anın görüntüsü

    ara sıra düzgün cümle de kurmuslugum, vardır elbette,

    bazen osman'ın erotik fallarinda hediye verilen ufak notlar yazardım, çay parası karşılığı,

    niyetci recep bazen keyifli oldugunda,kahve bile ismarlardi,

    ona da tavşan niyetleri yazardım, genç aşıklara sattığı,

    tüfekçi niyazi hiç atış yapamayanlara teselli olarak verirdi, kıza madara olmasın diye oğlan,

    piyangocu kıl sıtkı en bonkorleriydi arasıra galata da tek rakı söyler ah perihan diye efkar çekerdi,

    ben aşk nameleri yazarım , aşkından habersiz kadınlara,

    bazen çay bazen de kahve, arada tek rakı'ya,
    antika dolaplar arasında, içimdeki dosyalarda,

    Haziran çiçeğine, yanağını öpecek gibiyim dediğimde olur,

    siyah askılı uzun abiye giydirdigim ayışığı tenlerin de olurdu,

    bir kadeh beyaz şaraba öpmeden “hayatt”ı

    “şiiren”

    (ruhumuzdaki altyazılar)
    39 -2 ... nana godi
  • tango biraz daha devam etsin

    1.
    Tanım: Arjantin'den dünyaya yayılan aşk'ın ve tutku'nun davranışı (tango)

    -----------------------------------

    tango biraz daha devam etsin

    Uzak çığlıkların sesini gördükçe, yüzümdeki hayretlerin donuklasmasına alışkın olmama yol açan
    "acı tarifleri"nin çeşidinin bolluğu artık beni şaşırtmıyor.

    içtiğim sigaraların dumanından oluşan heykellere ruh üflediğimde kalıcı olmayacaklarını bilip üzülmüyorum,ne kadar kısa sürerse hayalimdeki resim, o kadar az acıyacağını tecrübe edip kendimi savunmayı öğrendim.

    Bu akşam bütün kadınlara seni giydirip seyretmeye başlarken,

    Senin ruhunda başka bir beden görmek istemedigimin farkına varıp, orkestraya birer içki söyledim.

    Aklımın, aklınla dansı hoşuma gitti.

    Bence,

    Tango biraz daha devam etsin..

    "Şiiren"
    44 -2 ... nana godi
  • anın görüntüsü

    34006.
    anın görüntüsü

    bazen çok yalan söyleyesim gelir,
    bir politikacı gibi,
    eşelenmedik mangal kömürü bırakmam
    ileri geri,
    o anlarda,
    ankara'ya deniz bile getirebilirim.

    sonra,

    içime bakarım,
    bir de ellerime,
    yüzüm yüzüme denk gelir aynada,
    çeşmeler fısıldar aykırı sularla,
    duş teknesinde danseder hipnoz olmuş hayallerim,
    açık kapılarda çizdiğim gülen suratlar aşağı düşer,
    havadaki buharda kırmızı babetler yalnızlık şarkısı söyler,
    sesi yankılanır boş odaların,
    tenha halılarda yürüyüş yapar tek başına gezinen terliklerim,
    sehpalar çay tepsisine seslenir,
    kaynayan çaylar dolmak için beklerken,
    bardaktaki çocuk sesleri, kaşık sesine karışır..

    bazen yalan söyleyesim gelir,

    bazen,

    kendi kendime,kendi ellerime..

    "şiiren"

    (Bence gülümse)
    74 -16 ... nana godi
  • gecenin şiiri

    12321.
    gecenin şiiri

    Şeytan diyor ki ...

    git ve elinden tut,

    (bütün gün el ele tutuşup hiç konuşmadan yürü)

    kulağına şiir üfle,

    ürperdigi saç dibinin ziline bas,

    Ve öp tutkuyla,

    dudağının üçüncü çizgisinden,

    evet..

    tam da buradan,

    ama sessizce..

    "Şiiren"
    55 -4 ... nana godi
  • şiir seven erkek

    121.
    T: bunun kadını da var,

    ________________

    seni anlamak istemiyorum diyen bir kitabı okumaktan vazgectigimi belirttiğim hiç gönderemiyecegim bir sarı zarflı mektuba, hiç yazmayacağım eksik şiirleri bıraktım,
    mutluluk belki üzerinde gezilmemis taze yağan karların görüntüsünü sıcak pencere kenarında korunaklı izlemek diyenlere inat soğuk yüzümü kızartan serpintinin bana şömine ateşini hatirlatmasiydi,
    çok şarap icilmis anıların zemininde hayali şarkılar dinlemeye meyilli kulaklara, sevda yutmuş sözcükler söylerken, kuyudan çıkarılan
    kocaman ciddi bakışlar kızar,
    "siz çocukmusunuz"diye sorardı,
    haklıydı,
    "biz iki küçük çocuktuk"daha,

    "Şiiren"
    62 -8 ... nana godi
  • anın görüntüsü

    32599.
    anın görüntüsü

    ben her gece yarısı başımı yastığa koyduğumda,
    bir kederli sandal kalkar karanlık ayışığında,
    rota bilmeyen dümencisi,
    harita okumayan kaptanın,
    pusulasız seyir defterinden notlarla,
    ben her gece yarısı yüzümde aşklar,
    saçının tellerine isim vererek severim,
    bedenin bedenime değmeden,
    Kokunu özler tenim,
    Her gece yarısı..

    "Şiiren"
    66 -6 ... nana godi
  • tanrı yoktur buyrun ispatı

    26.
    tanrı yoktur buyrun ispatı

    Tanım: iddia eden, ispatla mükelleftir
    (Medeni kanun)
    ------------------------------------

    evdeki sessizliği bozan,
    banyo ve tuvalet sırası için beklerken yapılan kahve sırasında,
    "benim ki az şekerli bol telveli olsun" derken çıkan cılız ses tonumdu,

    evdeki tek erkek olmanın getirdiği hiç bir rahatsızlık yoktu onlar benim halalarımdı ve ben geceden güldüğümuz gibi onlarin elinde büyümüştüm,

    o zamanlar sadece babaannemlerin evinde içinde küçük adamların yürüdüğünü,
    yemek yediklerini ve şarkı söylerken nasıl boylarından büyük ses çıktığına hayret ettiğim yeşil lambası tam yanana kadar düğmesine okşayarak dokunduğum "küçük dünya,"vardı,

    dokunmak ve düğmesini çevirip sabahları içindeki insanlara günaydın demek icin geceden sabırsızlandigim,
    Halamı öperek uyandırıp, ondan açmaya özel izin aldığım,dikkatle ses gelene kadar içerdeki koşuşturmalari dinlemeye çalıştığım,bir düşler akademisi,

    zeki müren'in billur sesli taş plak kayıtları çalarken,
    ev ahalisinin ona duyulan saygıdan ayaklarının ucuna basarak yürüdüğü, sessiz kalarak yaptığı işi bırakıp donup kaldığı, yüzlerindeki mat ifadelerle dalıp uzaklara gittiği anlarda,

    göz kapağı bitiminden inen iki damla'nın, yanaklarımızi yakmasına izin verdiğimiz küçük dünyamız vardı,

    Nereden bilelim, bir tuhaf hayat,

    Çünkü;

    "biz iki küçük çocuktuk"daha
    56 -1 ... nana godi
  • anın görüntüsü

    31392.
    Bir bisiklete on haylazın sırayla bindiği
    on dakikanın su kaynattıği anlarda,
    Elmayı kabuğu soyulmuş ister,
    Bir dilim margarinli ekmeğe tav olur,
    Tehditlere aldırmaz
    Kirazı kulağımıza küpe yapardı ,
    Uslu duracaz diye verdiğimiz sözler,
    Vaatlerimizi unutmuştuk,
    Çünkü,
    "Biz iki küçük çocuktuk"

    Sevdalı sözcüklerin rengi, beyaz zayıf bedenler içinde kargoya verilmez,
    Havadaki uçurtmaların kuyruklarında, maaş baremi yazmaz,
    beyaz yakalı,siyah önlüklü öğrencilerin öyküleri bilinmezdi,
    Siyah çizgili ayıplarimizin, kırmızı utangaçlıkla kaplı sırlar odası,
    saklambaç oynarken girdiğimiz tabutlar kadar korkutucu olmaz dı,
    Çünkü ,
    "Biz iki küçük çocuktuk"

    Odaya kilitlenince,balkondan kaçan şiirler gibi,
    Ağda ile tanışmamış bacaklar,
    Allık vurmamıs yanaklarda,
    Düşlerimiz ,sicacık ekmekler açarken yüzümüzde,
    Ellerimiz toprak kokulu mayalı hamurlarda,
    Nedensiz ve niçinsiz severdik,
    Çünkü,
    "biz iki küçük çocuktuk" daha

    "Şiiren"

    anın görüntüsü
    Fotoğraf Akçapınar yolu
    85 -11 ... nana godi
  • anın görüntüsü

    31060.
    anın görüntüsü

    "AY IŞIĞI"

    Bir nedeni yoktu sarılmamın,
    sıcak denizlere inme kaygısı da degildi belinden tutan ellerim, portakal reçeli de olmazsa aramazdım,
    ispinoz rengi cıvıltısı sesinin peşinde,
    Ay ışığı gösterdim sebepsiz buse'lerime,

    Üzülen tanrının hıçkırıklarına nanik yaptığım anlarda düşerdi, pencereden yağan neşelerim,
    "Biz iki küçük çocuk",
    Siyah beyazlı resimler için beyaz montlar giydirilen,
    Gül memeye baş konulan yaşda,
    Tezek kokulu kadın ayaklarının ojeden habersiz zamanlarında,
    Gaz lambalı evlerden görünen Kızılay ışıklarıydık
    Hiç güneş görmemiş beyaz bedenlerde,
    Ay ışığı gösterdim sebepsiz buse'lerime

    "Şiiren"

    (Fotoğraf Eskişehir)
    71 -4 ... nana godi
  • sevgililer günü

    1145.
    sevgililer günü

    Mutluluk bazen sevgililer günü gecesi,

    doyuran çorbacısında,

    Pide üstü eritme peynirli,

    tuzlama işkembe çorbasından geçer

    (Cemaat aç olan gelsin)
    81 -1 ... nana godi
  • bir sözlük yazarını bir görselle anlat

    189.
    Bir intikam soslu ayna mahruti ayarı değildi,italik harflerle yazılmış sözcüklerin kumsaldaki gölgelenmesi,
    dalgaların uslandıran sarılması demiştim,ilk gördüğüm kocaman gözlerinde,

    biz aşk'a hizmet için ruhumumuzu lilith'in kanatlarıyla sardigimizda talmud daha inmemisti mavi gözlü dünyaya,

    "Biz iki küçük çocuktuk aslında"

    asperger sendromuna rakı içirme terapilerine daha baslanmamis,
    arpanın maya tutmamış sarı saçlarınin rahmine güneş doğmadığında,

    Bir yosunun ayak izlerindeki

    eli ayağı nasırlı kadınlar severdim,
    çıplak bedenlerini örtü yerine öperken,biz küçük çocuktuk daha,

    "Şiiren"

    bir sözlük yazarını bir görselle anlat

    Fotoğraf:akyaka balıkçı iskelesi
    66 -2 ... nana godi
  • sözlük aforizmaları

    1.
    romantizmin küflü sokaklarındaki,
    kelepir ikinci el louis yazı masası gibiyim,
    bir eksigim var sanki,
    bir nefes, bir gülümseyen kalem, kahkahalar atan neşeli yazılar yazılacak sıcak bir yüz ifadesi,
    bir tebessümlu bahar dalı gibi,
    oldu mu halle berry bakışlı mahcup tanrıça,
    (geleyim mi,kuytularina bir nefes hayat almaya)
    Ahanda gözümü ölüme terk ettiğimde ki taksim'de toplanan nihavent,ola ki"remember,alta gracia"desem de, opurtinist işbirlikçi yaftalar hazırdı,
    revizyonizmin pürüzsüz venüs bacaklarında,
    çok zamanlar dizinde sevistigim yengeçlerin kıskacında, ölümüne sevdalarin ürperten çığlıklari,bol feniletilaminli cukulatalarin artan pazar paylariydi,

    raskolnikov öldürürken,zindanda vicdan azabını bana çektiren şeytanlar,

    "Et captiosus"

    minimum maliyet de, maximum fayda yoktur aslında,

    "Şiiren"

    sözlük aforizmaları
    Oscar Harris/alta gracia(the remember/hatırla)
    https://youtu.be/NtDSJn3eXHc
    70 -1 ... nana godi
  • anın görüntüsü

    30653.
    anın görüntüsü

    her ay eski foça ya gider,
    serin ege rüzgarının kokusuyla ,
    anason tadını,dimagimda buluşturmanın
    hazzını ,
    geçmiş aşkların anılar gecitinde,
    geriye yaslanarak izlemeye alıştırdım kendimi.

    bazen beyaz şarapla başlar,
    Orhan Veli'nin Mahçup şiirlerini okur,
    neşet ertaş tan uzak sevda türküleri dinlerim,
    bazen peynir ve kavunla seyrederim
    geriye bakarken geçen yılları,
    boğazımi yakan rakı acıtır ruhumu aslında,

    her acı'da eski acı'larim gelir göğsüme,
    hepsinin yeri ayrıdır oysa.

    foça ayrılıkların başkentidir,
    gözünden sızan bir damla kırağı,
    her yudumladigim rakı yalnızlığında,

    "Şiiren"

    Fotoğraf:eski Foça sahil yolu
    74 -5 ... nana godi
  • gezi parkında akabeli bir yazarı üzmek

    1.
    gezi parkında akabeli bir yazarı üzmek

    Sil gözünün yaşını,

    cumhuriyet açıyor her yerinde,

    ilk defa değil,

    "Atatürk devrimleri" derinliğinde
    65 -6 ... nana godi
  • bir yosunun ayak izleri

    1.
    (sesim bir fısıltı gibidir,sessiz akşam saatlerinde meydana çıkan gece papatyalarina)

    Her sevda bir hüzünlü veda başlangıcı mı, imkansız aşklar senfonisinde ki, aynı kutuya girmeyen iki enstrüman gibi,

    Yoksa sonbaharın vurduğu aynı daldaki yere farklı zamanlarda düşen sarımsı yalnız yaprak mı,

    Aynı damardan aynı zamanlarda kopan, yanmaya hazır kömür tanesi mi,

    Ayrı ayrı yere düşen farklı kar taneleri el ele tutuşurken, şarkı söyler mi buğulu gözlerle,

    Deniz'in,ufka öpücük vermeden küstüğü vuslat bozkırlarında,

    ayrılık denizlerinde, aracı düş perileri sokak lambaları gezdirirmi,

    Ufkun aşığı yakamoz vuran,soyunmuş ay'lar altındaki mor menekşelere,

    Biz iki küçük çocuktuk aslında,

    "Şiiren"

    bir yosunun ayak izleri

    (Fotoğraf azmak çayı/akyaka)
    59 -4 ... nana godi
  • asillerin berberi

    1.
    Bi kahve içerken,

    aynadaki hirpani suratıma baktım,

    Beğenmeyip,

    Asillerin kuaförüne gitmeye karar verdim,

    (Kahve önüne sandalye atıp,pis jiletle on kişiyi tras eden ayak üstü Berberi)

    (Prens miskov nami diğer donsuz şövalye'nin,
    kibar ruhlu Berberi
    "hassas Nihat")

    Eeeee,

    Azize karolina'ya bakımlı gözükmek gerek
    56 ... nana godi
  • anın görüntüsü

    30445.
    Benden yana bakan gündüz düşlerimin içinde gördüm sanki,

    Bir yanın bahar giyinmiş, sarı kasımpatı
    Bir yanın yalnız zehirli zambak beyazı,

    Tenin bir başak yalazı,
    Boynundan dudağına cizdigim izler,uzun öpücük patikalariydi,

    Bir dalda aynı yapraktık,
    Ben sol diyez,
    Sen si bemol,

    Ayrı zamanlarda düşerdi ağaçtan şarkımız,

    "Şiiren"
    61 -1 ... nana godi
  • laiklik nasıl çöktü

    1.
    Kızlarını, oğullarını yurtiçinde ya da yurtdışında, evrensel düzeyde eğitim veren okullarda okutup kurtardıklarını sananlara kötü bir haberim var.

    O çocuklar o okullardan çıkıp hayata atıldıklarında,
    eğer iş bulabilirlerse,
    Türkiye’de islami bir devletin kuralları içinde çalışacaklar.

    Patron olsalar da uyacaklar,
    çalışan olsalar da işyerlerinde geçerli

    “dini zorunluluklara”.

    Sanmasınlar ki evrensel düzeyde eğitim aldılar diye, kapağı dışarı atıp kendilerini kurtarabilecek o çocuklar...

    Büyük bölümü açıkta kalacak,
    çünkü özgürce yaşanabilen ülkeler zaten kendileri gibi iyi yetişen üçüncü dünya ülkelerinin çocuklarıyla dolu.

    Rekabet zorlu, çünkü 1.5 milyarlık Hindistan gibi ülkelerden daha iyileri çıkıyor, üstelik Müslüman olmayan üçüncü dünya beyinleri daha revaçta.

    8 yıllık eğitimle imam hatip okulları devre dışı bırakıldı diye rahatlayanlar ve üniversitelere türbanlı sokmayarak
    “laiklik”
    kurtuldu sananlar, çok yanılıyorlar.

    Türkiye’de laik cumhuriyet,
    dinciler tarafından tüm kapıları kırılmış,
    en ücra köşelerine kadar işgal edilmiş,
    iş son burcunda göstermelik olarak bırakılan bayrağı indirilmesine kalmış bir kale artık.

    Cumhurbaşkanlığı da değişince, iş bitecek.

    Çok mu karanlık bir tablo çiziyorum?

    Yanılıyorsunuz.

    Eğitimi ele geçiren,
    bir ülkeyi istediği gibi biçimler.

    Dinciler hem bunu başardı,
    hem de sekiz yıllık eğitim kalenin fethini hızlandırmaktan başka işe yaramadı.

    Nasıl mı?

    Zorunlu din dersi, laik bir devletin esasına aykırıdır,
    Türkiye’de tüm ortaöğretimde var. Din dersi,
    laik bir devletin eğitim sisteminde sınav ve derecelendirme ölçüsü olamaz;
    Türkiye’de tüm sınavlarda hem de belirleyici olarak var!

    imam hatip liseleri devre dışı bırakıldı derken, yerlerine binlerce, Fethullahçı okulların benzeri islami kolejler açıldı. Her tarikatın bir eğitim “yuvası” var artık.

    Türkiye’de bir okula karşılık, bir buçuk cami düşüyor.
    Çoğu boş duruyor.
    Ama günün birinde o camilerde yapılacak yeni şeriat devletinin “zoraki” eğitimi;
    zorla doldurulacaklar nasılsa.

    işte tablo bu ve iş bitmiştir.

    laiklik nasıl çöktü

    Çöken laik Cumhuriyettir ve hepimiz altında kalacağız.

    ***

    Yukardaki satırlarım yayımlandığında, 3 Kasım 2002 seçimlerini kazanan AKP iktidarı henüz altı aylıktı!

    Mine Gökçen Kırıkkanat/tarih 27nisan2003

    Hâlâ anlamayanlar var!
    59 -8 ... nana godi
  • yeni şeyler getiriyorum