• sen

    357.
    sen

    T: ikinci tekil şahıs
    : Sen
    ______________&__________

    Elin degmedigi için kahvemde gül yok bugün,

    Tam da şimdi saçın koktu yanımda,

    Az yaklaşsana yamacıma,

    Şiir rüzgarı üflerim biraz da,

    Ensende adımlar atar çapkın sözcüklerim,

    Saçlarını karıştırır yaramaz gözlerim,

    Omuz başında uykuya dalar arzulu hayallerim,

    Bir rüzgar estirir sırtına yaslanan dalgalı göğsüm,

    Bir balıkçı teknesi gibi alabora olur, belinde kavuşan oruçlu ellerim,

    Ruhunda şezlong kurup, kalbinin güneşine teslim olur üşüyen sessizliğim,

    Konuşmalarının sıcaklığında ısınır buz tutan düşüncelerim,

    Daha önce hiç seni görmeyen gözlerim,

    Az yamacıma gelsene,

    Hadi, elini uzat elime,
    Dudağımda avuçların koksun,

    Gözün düşsün, gözümün içindeki yalnız denize,

    Bir aydınlık oluşsun ıssız yüreğimde,

    Kelebek kanatları acıksın gülüşünün en dibinde,

    Bir damla yaş dökülsün yüzünün rengine,

    Az yamacıma gelsene..

    “Şiiren”
    58 -4 ... nana godi
  • yalnızlık

    9330.
    yalnızlık
    birini aradığım yok aslında,
    kendi kendime rakı içmeyi öğreneli uzun zaman oldu,

    artık yedi yıldır alıştım gelip geçmeyen yalnızlıklara,
    evim sessiz gelmiyor bana kafamın içinde hep koşturan, konuşan bir çocuk var,
    hayali bir sevgili yaptım kendime prenses azize karolina diyorum.

    tuzlugu uzatır mısın diye sesleniyorum,
    çay yapayim balkonda içeriz,
    Sana nazım'dan "hoş geldin kadınım" şiirini de okurum.

    Ya da yıldızlara bakarken neruda' dan "hüzün şiiri" ni müşfik Kenter gibi okumaya çalışırım.

    Evde sessizlik olmaz dedim değil mi.
    Kadın terliği aldım iki çift, biri siyah önü açık, üstünde küçük bir kedi tüyü var. Biraz da topuklu (hani evde gün düzenlenir de, komşularını çağırır, bana telefon açar, şu şu eksik gelirken getirirmisin hayatım dersin diye).

    Diğerini kırmızı stiletto benzeri aldım.
    işte karı koca misafir gelir bir kahve içmeye, benimki kırmızı stiletto giyer misafire siyah terliği bırakır.

    Salatanın tuzu ve limonunu bırakırken, yıllar önce yaptığım gibi kıvam tuttururum.

    Ama şimdi prenses azize karolina' ya soruyorum,
    "Ekşisi nasıl olsun"
    Genelde farketmez dediğini duyar gibiyim.

    Hiç yalnızlık çekmiyor hiç yalnız yatmıyorum.

    Bursa yününden iki yastığım var.
    Ben yatağın sol baş ucunu seviyorum.
    Yastığımı bolca şişirip kafamı koyduktan sonra öbür yastığı sol yanıma uzatıyorum,
    Yüz üstü yatarken elimi bırakıyorum üstüne.
    Açık parfümcüden Chanel 5 aldım, pek benzemese de orijinaline yine de kadın kokusu olduğu belli.
    Sol yanımdaki yastıkta Chanel 5 kokuyor.

    Bir de pembe diş fırçası bıraktım banyoya,

    Ben ara sıra prenses azize karolina' ya kızıyorum,

    Neden diş macunu tüpünü ortadan sıktın diye,

    Yani günler yalnız geçmiyor..

    "Şiiren"
    76 -8 ... nana godi
  • anın görüntüsü

    33274.
    anın görüntüsü

    Benim sardunyalarim vardı sen giderken, senin diktiğin, yaşlanınca pencere kenarına bırakalım dediğin,

    Biz iki küçük çocuk, hevesi kırılmış sardunya hayallerine, yeni düşler giydiren, apeas kreatorler gibi, ayışığına buseler giydirirdik,
    Günışığıdan diktigimiz turuncu sardunya ile.

    “Hayatt” her sabah turuncu bahar dalı olur,
    Huzur denizinin süpürgesiyle dalgaları uslandırır,
    Ben geceyarısı gün ışığı,
    Telaş içinde karanlığı korkuturdum,
    Mezarlıktan geçen ıslıklar gibi,
    Aydınlık saklardım avuç avuç,

    Tanrının Gülüşü, oturup bağdaş kurarken nazar boncuğunda,
    Babam yok diye sevişen fırtınalara inat,
    Dizelerimin içinde yüzen, ocağımdaki har' lar,

    Neden sen şiirsin,
    ben sana kucağımda satırlar..

    “Şiiren”

    ( Ruhumuzdaki altyazılar )
    65 -7 ... nana godi
  • uyku mahmuru aşk

    1.
    uyku mahmuru aşk

    Köfte dudaginin üstünde “ahh” uykuya dalsin,

    açık saçık rüyalarda gezinen “efendi” atesim,

    Ben kirli bir camasirim göğsünde yıkadığın,

    mandal yerine “nazenin” dudağını bitistirdigin,

    bir ucundan öbür ucuna gülüşüne astığın..

    Âh efendim, nâzenînim.

    "Şiiren"
    (uyku mahmuru AŞK.)
    50 -2 ... nana godi
  • sevgiliyi özlemek

    329.
    sevgiliyi özlemek

    Minarelerden gelen son teravih , aşk'a kalkan otobüs yolcularına gecikenleri çağrıyor gibi,

    Sıkıntılı telaşların mutlu biten vuslatı,
    içimde volta atan huzurlar,
    Denize girerken yağmurlar üfürürdü gündüz düşlerime,
    ıslanır mı sokak lambası rehberleri, kelebek etkisiyle,
    Lacivert karanlıktan ne çok korkardım oysa,

    Elimi tutan küçük parmakların kaybolsam tanırdı,
    Tırnak uçlarımdan.
    Ben bahar severim,Ocağımın harı sen olursan,

    Bak yerde babaannemden kalma keçi kilimi var,
    Kök boyalı demişti, benim küçük halam,
    “Telaş yok yetişir” diye ilave etmişti,
    “Aşk herkese yeten ekmektir”,
    Yendikce çoğalan telaş, azalan sıkıntılar gibi,
    Lacivert karanlıktan korkarım hâlâ,
    Volta atan huzurların yoksa yanımda,

    Genelde senden gelen gün ışığı altında suyu ısıtır,
    çalı çırpıyla yakarım sensizliği,
    Mahçup özlemlerimi demlerim ,
    Kavuşmak isteyen utangaç çaydanlıkta,

    Ben lacivert karanlıktan korkarım,
    elimden tutan yoksa hâlâ...

    “Şiiren”
    64 -2 ... nana godi
  • aşkım kahvaltın hazır

    5.
    aşkım kahvaltın hazır

    Kahkaha salıncağındaki yaramaz güneş,
    Açık mavi gözlü mürebbiyesi tarafından sallanırken kendini şezlonga bırakmış bikinili domateslerin elinden elinden tutup,
    "Benimle gelin, kızlar"
    Dedim.

    Erkenden kalkan Miss kokulu çilek reçeli ile yolda selamlaştık.

    Hamile vişne ağacına doğum tarihini sorduğumda,
    "Daha iki ay var abi" dedi.
    "Allah kurtarsın kızım"
    Derken,
    Yaşlı bir Ezine peynirinin sinirle şak diye kapadığı tavlanın sesine bakıp istemsizce güldüm.
    Liseden mezun olamamış salatalıklardan ikisini
    "Sizi bütünleme dersleriniz için çalıştıracak hocanız benim"
    Diyerek yanıma aldım.

    Bu sabah
    "Kağıtta pastırma yapmak istiyorum, üstüne bir ince dilim limon bırakacam, sevecegine eminim canım"

    Sıcak ve geveze vakfıkebir ekmek dilimine, flörtöz tereyağını sürüp günün ilk muhabbetini gözlerden uzak yapsinlar diye ketum fırına bıraktım,
    "bence gençler orada anlaşır".

    Yolda yeni dikilmiş sevdiğin beyaz petunyalardan topladım.
    Neşeli kahvaltı sofrasına koymak için. .

    Bence kahvaltı bahane,

    Sofradaki en güzel şey, sofraya anlam katan HAYATT..

    "Şiiren"

    "Ruhumuzdaki altyazılar"
    68 -6 ... nana godi
  • aşk ekmek gibidir herkese yeter

    1.
    aşk ekmek gibidir herkese yeter

    Saçına bıraktığım papatyalara su içirmeye gelen gelenekler,
    Öfkeli derelere neşe tohumları serperken,
    Etraftaki çıplak kayaların kırmızı gülüşlerini duyar,
    Musa peygamberin asasından çıkan
    "Aşk ekmek gibidir, herkese yeter" şarkısına ;
    gözleri biraz kısarak , uzaklardan yaklaşan,
    Hüznün geleneği şalına ,
    Üşüyen ruhumuzu sarardık..

    Utangaç öpüşlü balıkların gitar resitali eşliğinde kurtlar sofrasında buluşur, politika yapan kokuşmuş tuzların metreslerinden olan
    piçlerin ;
    her absürt soruya verecek cevabı bulunan, platon tavırlı tanrı babalarını hem aşağılar,
    Ve her seferinde yeniden seçerdik.

    Güneş saçlarının arasındaki hamakta yeryüzüne gönderdiğim,

    (Vahyin ilk ayeti) senin içindi.

    "Aşk ekmek gibidir herkese yeter"

    "Şiiren"
    63 -1 ... nana godi
  • töre cinayetleri

    10.
    Tanım: sosyolojide, büyük (geniş) aile kararı.
    Büyük aile: bütün sosyo-ekonomik kararları ailenin en yaşlı erkek üyesinin verdiği,
    kimsenin itirazının kabul edilmediği erkek egemen aile yönetim kültürü.
    ------------------------------

    çook iltifatlar duydum, hiç birisi sen değildin,

    kulaklarım ağzımda , minicik tebessüm,

    demişti ki biri,
    Benim şarkımı en güzel sen çaldın,

    aklımda başkası, sen bu dünya insanımısın,

    biri ağlamıştı giderken,
    "evleniyorum aklım sende"

    birinde aylar sonra öğrenmiştim,
    "Onun yüzünden gidiyorum söyleyin ona" diye,

    sabırsızca sevmişti, tam ayrilacakken, bir kadın,
    o hiç haber vermeden gitti..

    en güzelini de o söylemişti gitmeden önce,
    "giydiğim herşey sen kokuyor" diye,

    üstünde benim gömleğimle,

    elvis ve elton john dinlerdim bi ara,
    sonra müzeyyen senar ve zeki müren,

    sonra türkülerim geldi,
    "zahidem" nida tüfekçi'den,

    neşet dinlerdim ağır ağır,
    tatlı dillim güler yüzlüm diye,

    atilla ilhan çıktı sahneme,
    hayran olduğum şair,

    an gelir paldır küldür yıkılır bulutlar dedi ahmet kaya,

    hani onyedi yaşında idama mahkum edilen nevzat çelik vardı,

    hangimiz ağlamadık onun
    "şafak türküsü" ile,

    Geriye bakıyorum da yüz yıl bitmiş,

    mahzuni şerif'i ilk okulda,
    süt tozu çuvallarının üstünde dinlemişim,

    vatandaş rıza'yı bana sevdiren yusuf hayaloğlu'ydu,

    onunla bi kere sırt sırta içmişliğimiz vardı,

    bi şiir okumuştu da,
    oniki masalı salaş meyhanede çıt çıkmamıştı.

    şair bir kadın sevmişti beni,
    her mesajı duygu yüklü dizelerle.

    bense hep "çav bella" demiştim, "fahriye abla" yı seslendirerek,

    sonra orhan veli' ydi,
    müşfik hocanın sesinden ürperten şiirleriyle,

    kafama ilk tutku çekicinin indiği tarihlerdi,

    "ağlasam sesimi duyarmısınız mısralarımda"

    derken;

    Yanaklarımdaki yaşları,
    gece seyrederdi.

    "Şiiren"
    57 ... nana godi
  • anın görüntüsü

    32750.
    anın görüntüsü

    ara sıra düzgün cümle de kurmuslugum, vardır elbette,

    bazen osman'ın erotik fallarinda hediye verilen ufak notlar yazardım, çay parası karşılığı,

    niyetci recep bazen keyifli oldugunda,kahve bile ismarlardi,

    ona da tavşan niyetleri yazardım, genç aşıklara sattığı,

    tüfekçi niyazi hiç atış yapamayanlara teselli olarak verirdi, kıza madara olmasın diye oğlan,

    piyangocu kıl sıtkı en bonkorleriydi arasıra galata da tek rakı söyler ah perihan diye efkar çekerdi,

    ben aşk nameleri yazarım , aşkından habersiz kadınlara,

    bazen çay bazen de kahve, arada tek rakı'ya,
    antika dolaplar arasında, içimdeki dosyalarda,

    Haziran çiçeğine, yanağını öpecek gibiyim dediğimde olur,

    siyah askılı uzun abiye giydirdigim ayışığı tenlerin de olurdu,

    bir kadeh beyaz şaraba öpmeden “hayatt”ı

    “şiiren”

    (ruhumuzdaki altyazılar)
    59 -2 ... nana godi
  • tango biraz daha devam etsin

    1.
    Tanım: Arjantin'den dünyaya yayılan aşk'ın ve tutku'nun davranışı (tango)

    -----------------------------------

    tango biraz daha devam etsin

    Uzak çığlıkların sesini gördükçe, yüzümdeki hayretlerin donuklasmasına alışkın olmama yol açan,
    "acı tarifleri"nin çeşidinin bolluğu artık beni şaşırtmıyor.

    içtiğim sigaraların dumanından oluşan heykellere ruh üflediğimde kalıcı olmayacaklarını bilip üzülmüyorum,

    ne kadar kısa sürerse hayalimdeki resim, o kadar az acıyacağını tecrübe edip kendimi savunmayı öğrendim.

    Bu akşam bütün kadınlara seni giydirip seyretmeye başlarken,

    Senin ruhunda başka bir beden görmek istemedigimin farkına varıp, orkestraya birer içki söyledim.

    Aklımın, aklınla dansı hoşuma gitti.

    Bence,

    Tango biraz daha devam etsin..

    "Şiiren"
    61 -2 ... nana godi
  • anın görüntüsü

    32522.
    anın görüntüsü

    bazen çok yalan söyleyesim gelir,
    bir politikacı gibi,
    eşelenmedik mangal kömürü bırakmam
    ileri geri,
    o anlarda,
    ankara'ya deniz bile getirebilirim.

    sonra,

    içime bakarım,
    bir de ellerime,
    yüzüm yüzüme denk gelir aynada,
    çeşmeler fısıldar aykırı sularla,
    duş teknesinde danseder hipnoz olmuş hayallerim,
    açık kapılarda çizdiğim gülen suratlar aşağı düşer,
    havadaki buharda kırmızı babetler yalnızlık şarkısı söyler,
    sesi yankılanır boş odaların,
    tenha halılarda yürüyüş yapar tek başına gezinen terliklerim,
    sehpalar çay tepsisine seslenir,
    kaynayan çaylar dolmak için beklerken,
    bardaktaki çocuk sesleri, kaşık sesine karışır..

    bazen yalan söyleyesim gelir,

    bazen,

    kendi kendime,kendi ellerime..

    "şiiren"

    (Bence gülümse)
    96 -16 ... nana godi
  • gecenin şiiri

    12025.
    gecenin şiiri

    Şeytan diyor ki ...

    git ve elinden tut,

    (bütün gün el ele tutuşup hiç konuşmadan yürü)

    kulağına şiir üfle,

    ürperdigi saç dibinin ziline bas,

    Ve öp tutkuyla,

    dudağının üçüncü çizgisinden,

    evet..

    tam da buradan,

    ama sessizce..

    "Şiiren"
    72 -4 ... nana godi
  • şiir seven erkek

    117.
    T: bunun kadını da var,

    ________________

    seni anlamak istemiyorum diyen bir kitabı okumaktan vazgectigimi belirttiğim hiç gönderemiyecegim bir sarı zarflı mektuba, hiç yazmayacağım eksik şiirleri bıraktım.

    mutluluk belki üzerinde gezilmemis taze yağan karların görüntüsünü sıcak pencere kenarında korunaklı izlemek diyenlere inat soğuk yüzümü kızartan serpintinin bana şömine ateşini hatırlatmasıydı.

    çok şarap icilmis anıların zemininde hayali şarkılar dinlemeye meyilli kulaklara, sevda yutmuş sözcükler söylerken, kuyudan çıkarılan
    kocaman ciddi bakışlar kızar,

    "siz çocukmusunuz"diye sorardı,

    haklıydı,

    "biz iki küçük çocuktuk" daha..

    "Şiiren"
    79 -8 ... nana godi
  • anın görüntüsü

    31343.
    anın görüntüsü

    ben her gece yarısı başımı yastığa koyduğumda,
    bir kederli sandal kalkar karanlık ayışığında,
    rota bilmeyen dümencisi,
    harita okumayan kaptanın,
    pusulasız seyir defterinden notlarla,
    ben her gece yarısı yüzümde aşklar,
    saçının tellerine isim vererek severim,
    bedenin bedenime değmeden,
    Kokunu özler tenim,
    Her gece yarısı..

    "Şiiren"
    79 -6 ... nana godi
  • tanrı yoktur buyrun ispatı

    24.
    tanrı yoktur buyrun ispatı

    Tanım: iddia eden, ispatla mükelleftir
    (Medeni kanun)
    ------------------------------------

    evdeki sessizliği bozan,
    banyo ve tuvalet sırası için beklerken yapılan kahve sırasında,
    "benim ki az şekerli bol telveli olsun" derken çıkan cılız ses tonumdu,

    evdeki tek erkek olmanın getirdiği hiç bir rahatsızlık yoktu onlar benim halalarımdı ve ben geceden güldüğümuz gibi onlarin elinde büyümüştüm,

    o zamanlar sadece babaannemlerin evinde içinde küçük adamların yürüdüğünü,
    yemek yediklerini ve şarkı söylerken nasıl boylarından büyük ses çıktığına hayret ettiğim yeşil lambası tam yanana kadar düğmesine okşayarak dokunduğum "küçük dünya,"vardı,

    dokunmak ve düğmesini çevirip sabahları içindeki insanlara günaydın demek icin geceden sabırsızlandigim,
    Halamı öperek uyandırıp, ondan açmaya özel izin aldığım,dikkatle ses gelene kadar içerdeki koşuşturmalari dinlemeye çalıştığım,bir düşler akademisi,

    zeki müren'in billur sesli taş plak kayıtları çalarken,
    ev ahalisinin ona duyulan saygıdan ayaklarının ucuna basarak yürüdüğü, sessiz kalarak yaptığı işi bırakıp donup kaldığı, yüzlerindeki mat ifadelerle dalıp uzaklara gittiği anlarda,

    göz kapağı bitiminden inen iki damla'nın, yanaklarımızi yakmasına izin verdiğimiz küçük dünyamız vardı,

    Nereden bilelim, bir tuhaf hayat,

    Çünkü;

    "biz iki küçük çocuktuk"daha

    "Şiiren"
    67 -1 ... nana godi
  • anın görüntüsü

    30277.
    Bir bisiklete on haylazın sırayla bindiği
    on dakikanın su kaynattıği anlarda,
    Elmayı kabuğu soyulmuş ister,
    Bir dilim margarinli ekmeğe tav olur,
    Tehditlere aldırmaz
    Kirazı kulağımıza küpe yapardı ,
    Uslu duracaz diye verdiğimiz sözler,
    Vaatlerimizi unutmuştuk,
    Çünkü,
    "Biz iki küçük çocuktuk"

    Sevdalı sözcüklerin rengi, beyaz zayıf bedenler içinde kargoya verilmez,
    Havadaki uçurtmaların kuyruklarında, maaş baremi yazmaz,
    beyaz yakalı,siyah önlüklü öğrencilerin öyküleri bilinmezdi,
    Siyah çizgili ayıplarimizin, kırmızı utangaçlıkla kaplı sırlar odası,
    saklambaç oynarken girdiğimiz tabutlar kadar korkutucu olmaz dı,
    Çünkü ,
    "Biz iki küçük çocuktuk"

    Odaya kilitlenince,balkondan kaçan şiirler gibi,
    Ağda ile tanışmamış bacaklar,
    Allık vurmamıs yanaklarda,
    Düşlerimiz ,sicacık ekmekler açarken yüzümüzde,
    Ellerimiz toprak kokulu mayalı hamurlarda,
    Nedensiz ve niçinsiz severdik,
    Çünkü,
    "biz iki küçük çocuktuk" daha

    "Şiiren"

    anın görüntüsü
    Fotoğraf Akçapınar yolu
    96 -11 ... nana godi
  • anın görüntüsü

    29994.
    anın görüntüsü

    "AY IŞIĞI"

    Bir nedeni yoktu sarılmamın,
    sıcak denizlere inme kaygısı da degildi belinden tutan ellerim, portakal reçeli de olmazsa aramazdım,
    ispinoz rengi cıvıltısı sesinin peşinde,
    Ay ışığı gösterdim sebepsiz buse'lerime,

    Üzülen tanrının hıçkırıklarına nanik yaptığım anlarda düşerdi, pencereden yağan neşelerim,
    "Biz iki küçük çocuk",
    Siyah beyazlı resimler için beyaz montlar giydirilen,
    Gül memeye baş konulan yaşda,
    Tezek kokulu kadın ayaklarının ojeden habersiz zamanlarında,
    Gaz lambalı evlerden görünen Kızılay ışıklarıydık
    Hiç güneş görmemiş beyaz bedenlerde,
    Ay ışığı gösterdim sebepsiz buse'lerime

    "Şiiren"

    (Fotoğraf Eskişehir)
    85 -4 ... nana godi
  • sevgililer günü

    1126.
    sevgililer günü

    Mutluluk bazen sevgililer günü gecesi,

    doyuran çorbacısında,

    Pide üstü eritme peynirli,

    tuzlama işkembe çorbasından geçer

    (Cemaat aç olan gelsin)
    92 -2 ... nana godi
  • bir sözlük yazarını bir görselle anlat

    180.
    Bir intikam soslu ayna mahruti ayarı değildi,italik harflerle yazılmış sözcüklerin kumsaldaki gölgelenmesi,
    dalgaların uslandıran sarılması demiştim, ilk gördüğüm kocaman gözlerinde,

    biz aşk' a hizmet için ruhumuzu lilith'in kanatlarıyla sardigimizda talmud daha inmemisti mavi gözlü dünyaya,

    "Biz iki küçük çocuktuk aslında"

    asperger sendromuna rakı içirme terapilerine daha baslanmamis,
    arpanın maya tutmamış sarı saçlarınin rahmine güneş doğmadığında,
    Bir yosunun ayak izlerindeki

    eli ayağı nasırlı kadınlar severdim,
    çıplak bedenlerini örtü yerine öperken biz küçük çocuktuk daha,

    "Şiiren"

    bir sözlük yazarını bir görselle anlat

    Fotoğraf:akyaka balıkçı iskelesi
    77 -2 ... nana godi
  • sözlük aforizmaları

    1.
    romantizmin küflü sokaklarındaki,
    kelepir ikinci el louis yazı masası gibiyim,
    bir eksigim var sanki,
    bir nefes, bir gülümseyen kalem, kahkahalar atan neşeli yazılar yazılacak sıcak bir yüz ifadesi,
    bir tebessümlu bahar dalı gibi,
    oldu mu halle berry bakışlı mahcup tanrıça,
    (geleyim mi,kuytularina bir nefes hayat almaya)
    Ahanda gözümü ölüme terk ettiğimde ki taksim'de toplanan nihavent,
    ola ki,
    "remember, alta gracia" desem de,
    opurtinist işbirlikçi yaftalar hazırdı,
    revizyonizmin pürüzsüz venüs bacaklarında,
    çok zamanlar dizinde sevistigim yengeçlerin kıskacında, ölümüne sevdalarin ürperten çığlıklari,bol feniletilaminli cukulatalarin artan pazar paylariydi,

    raskolnikov öldürürken,zindanda vicdan azabını bana çektiren şeytanlar,

    "Et captiosus"

    minimum maliyet de, maximum fayda yoktur aslında,

    "Şiiren"

    sözlük aforizmaları
    Oscar Harris/alta gracia(the remember/hatırla)
    https://youtu.be/NtDSJn3eXHc
    83 -1 ... nana godi
  • yeni şeyler getiriyorum