• gecenin şiiri

    12724.
    gecenin şiiri

    Bunca zaman bana anlatmaya çalistigini, kendimi buldugumda
    anladim.

    Herkesin mutlu olmak için baska bir yolu varmis,
    Kendi yolumu çizdigimde anladim...

    Bir tek yasanarak ögrenilirmis hayat, okuyarak, dinleyerek
    degil...
    Bildiklerini bana neden anlatmadigini, anladim...

    Yüreginde ask olmadan geçen hergün kayipmis,
    Ask pesinden neden yalinayak kostugunu anladim...

    Aci doruga ulastiginda gözyasi gelmezmis gözlerden,
    Neden hiç aglamadigini anladim...
    Aglayani güldürebilmek, aglayanla aglamaktan daha degerliymis,
    Gözyasimi kahkaya çevirdiginde anladim...

    Bir insani herhangi biri kirabilir, ama bir tek en çok sevdigi
    acitabilirmis,
    Çok acittiginda anladim...
    Fakat, hakedermis sevilen onun için dökülen her damla gözyasini,
    Gözyaslariyla birlikte sevinçler terkettiginde anladim...

    Yalan söylememek degil, gerçegi gizlememekmis marifet,
    Yüregini elime koydugunda anladim...

    ''Sana ihtiyacim var, gel ! '' diyebilmekmis güçlü olmak,
    Sana ''git'' dedigimde anladim...

    Biri sana ''git'' dediginde, ''kalmak istiyorum'' diyebilmekmis
    sevmek,
    Git dediklerinde gittigimde anladim...

    Sana sevgim simarik bir çocukmus, her düstügünde ziril ziril
    aglayan,
    Büyüyüp bana simsiki sarildiginda anladim...

    Özür dilemek degil, ''affet beni'' diye haykirmak istemekmis
    pisman
    olmak,
    Gerçekten pisman oldugumda anladim...

    Ve gurur, kaybedenlerin, acizlerin maskesiymis, sevgi dolu
    yüreklerin gururu olmazmis,
    Yüregimde sevgi buldugumda anladim...

    Ölürcesine isteyen beklemez, sadece umut edermis bir gün
    affedilmeyi,
    Beni afetmeni ölürcesine istedigimde anladim...
    Sevgi emekmis,
    Emek ise vazgeçmeyecek kadar, ama özgür birakacak kadar
    sevmekmis...

    CAN YÜCEL

    (Cumhuriyet tarihinin en küfürbaz şairi,
    Seviyorum seni ulann)

    Fotoğraf:beyagac / kartal gölü / kamp alanı
    63 -6 ... nana godi
  • sıcak tebessüm

    1.
    sıcak tebessüm

    az şekerli ve bol telveli türk kahvesi.

    yanında sıcak tebessüm lütfen,

    bir dilimde tereyağ sürülmüş aşk,

    zeytinyağında az pişmiş masum hayallerle,

    bir bardak kırılmış gönül getirsinler.

    yanaklarım sıcacık,

    kulağımda dalga sesleri..

    "Şiiren"
    41 -2 ... nana godi
  • gecenin şiiri

    12673.
    gecenin şiiri

    belki geceye neşe bırakan parmak izleri yaparım soğuk odamda,

    ya da bir türk kahvesinin öyküsü olurum, sessizliğin kitap okuduğu koltukta,

    Çorapsiz ayaklara eskortluk yapan terlikler bir neset Ertaş türküsü söyler,

    odalarda konaklama ücretsiz derim yalnızlık çeken yataklara,

    yastıklara su döker, gözyaşları diye kandırmak isterim goya' nın resminden bakan yüzü,

    mona lisa' yı kuaföre gönderirim, git bıyıklarını aldır, akşam seni istemeye gelecek baş ucumdaki duvar yazıları,

    aklımın solu seslenir dilimdeki havuzda sevişen harflere,

    bir sisin içine (hayatt) öpücüğü üflediğimde ,

    bakar kalırım avucumdan kayan yıldızlara,

    belki geceye neşe bırakan parmak izleri yoktur, soğuk odamda..

    "Şiiren"

    (Heidi gülümse)
    53 -4 ... nana godi
  • anın görüntüsü

    34983.
    anın görüntüsü

    yüzümde neşe, hoşgeldin.

    gir içeri,
    bu ev de gülücüklerimin sıcak dolaşım sistemi var.

    kitaplarımın derinlerde ki sessizliği, bazen caydanligimdan gelen kikirdamalar yüzünden bölünse de ,
    genelde komik ve neşeli bir havada pişer hatay ,antep usulü yemeklerim,

    bu yüzden birazda etli ekşili kuru dolma,
    fırında karnıyarık, domates soslu biber kızartması kokar kitaplarım,

    yani benim kitaplarımı hem okur, hem acıkırsın..

    bir kadının beynine giden yolda,
    kalp yemeği molası veren kitabın sevilmesi belki de bundandır.

    "Şiiren"

    (Heidi gülümse)
    56 -16 ... nana godi
  • albinizm

    7.
    albinizm

    Umut dolu bir yüzü vardı

    uzaktan bana bakıp astigmatlı zor gören, sarı beyaz kirpikli gözlerini kırpıştırarak seçmeye çalışır,
    Kafasını hafif yana atarak sarıya çalan beyaz uzun saçlarının yanağını kapatan bölümünü kulak ardına atardı.

    Aydınlık sevmeyen ham neşelerini gölgede biriktirir,

    ince uzun yapraklı salkım Söğütün gözden kaçan aralarından tenine kavuşan güneşin yüzündeki açtığı lekelere aldırmadan tadını çıkartarak, babasının yaptığı ip salıncakta sallanan küçük bedeni doyamaz,

    Altında kendisini rahatsız eden minderi daha yumuşak olsun diye tersine cevirirdi.

    Dört yaşındaki seyrek dişlerinin masumiyetini gösterir gibi hep gülerdi.

    Neden diğer çocuklarla hava kararmadan oynayamadigini bir türlü anlayamazken,

    Beyaz teni ve beyaz saçları ile herkesten farklı olduğunu bilir,

    Ses çıkartmadan bu durumu kabullenen net görüntü arayan gözlerinde, çay renginde bulutlar dolaşırdı..

    (Ruhumuzdaki altyazılar)

    "Şiiren"


    (Fotoğraf Sinop / akliman)
    55 -9 ... nana godi
  • sigmund freud

    829.
    sigmund freud

    Yerde bulduğu prezervatife,
    kullanılmış "süper ego" dediğini duyan vardı,

    Düğünde kıçını efemine tavırla oynatan amcalar, kusmak için tenha yer aradığında "id" der.

    Biz it anlardık.

    Kıvırcık saçlı Nazmiye önümden geçerken,
    çaktırmadan eteğini yukarı çeker,
    iç bayıltan güneş görmemiş dizlerinin üstünde, eteği yerine benim bakışlarım dolaştığında "ego" derdi.

    Hiç konuşmadan, apartman girişinde ilk defa öpüştüğümüz aklıma geldiğinde vereceği cevabın "dürtüsel" olacağını tahmin ettiğim zaman kendisine sordum.

    Sen kimsin.?

    "Ben....senim.." dediğinde, çok şaşırmıştım aslında..

    "Redingot giyen Kamuran"

    "Şiiren"
    58 -5 ... nana godi
  • ketçap

    57.
    ketçap

    Gözyaşları içinde kalçasını titreten, Dört kaşık salçaya bir yemek kaşığı Kırıtkan un ilave Edip, gerdek gecesinin ateşinde zeytinyağı ile karıştırırken,

    Gözleri uykulu (çeyrek)limon, birkaç damla ekşi suratlı sirke, bir çimdik esmer güzeli kara biber, bir çay kaşığı kırmızı askılı abiye giymiş pul biberi katıp,
    Düğün müziği çalan iki çay kaşığı, neşeli toz şeker bıraktım.

    ufacık nazlı bir kuru soğanı içine rendeleyip, bir buçuk bardak oynamaktan yorulmuş kaynar suyla banyoya sokup, sevecen tahta kaşıkla karıştırdim.

    "Benim adım Elvan Dalton, ben gezerim balkon balkon"

    "gelir de koynuna girerim ama, kobrayı da dolarım boynuna"
    Diyerek kahkahalar atan ev yapımı ketçap'im hazır gibi...

    Pazardan aldığım tazecik minik manisa dolmabiberlerim beni de kızart hızlı ve çabucak diyor,

    Ayrı bir tencerede rendeleyip zeytinyağı ile pişirdiğim eski köy domateslerinden farksız çeşme başındaki su sırası bekleyen genç kızlar gibi fısıldayan ve dedikodu yapan bif domatesleri pişmek üzere,

    Çapkın biberleri piştikten sonra utangaç sıcak domateslerin içine bırakıp sevgili olmalarını istiyorum.

    Bizim Lazların horonu gibi kız erkek yanyana dursunlar ve güzel sevsinler..

    "Şiiren"
    51 -2 ... nana godi
  • anın görüntüsü

    34604.
    anın görüntüsü

    Yerleri süpürür bulaşıkları yıkar,
    içki içilmiş masa ve tabakları toplar
    ortalığı düzeltir,
    sabaha mekânı temiz olarak bırakırım,

    bazen garsonlardan biri gelmezse,
    ki genelde gelmez,

    siyah bir takım elbiseye, beyaz gömlek giyer bey efendi tavırlarla buyrun mönü kitapçığı efendim der ,

    hele de önden yirmi tl bahşiş verdiklerinde siz bana bırakın mönüye bakmayın der,
    canla başla o masanın müşterilerine hizmet ederim.


    işim bu ekmeğim bu şekilde çıkıyor efendim,

    Arka tarafta bütün gün havalanmasına rağmen ter ve ekşi kokunun gitmediği penceresiz bir oda da kılıfını en son ne zaman yıkadığımı hatırlamadığım yastığa baş koyduğum zaman,

    hayal meyal sakız beyazı çarşaf içinde uzandığımız, köydeki yer yatağını hatırlarım..

    "Ruhumuzdaki altyazılar "

    (Fotoğraf bartın / Amasra / Tavşan adası)
    59 -3 ... nana godi
  • düşün ki o bunu okuyor

    1716.
    düşün ki o bunu okuyor

    hiç farkına varamadığım sevgililerim olurdu arada,
    Ama gece olunca kalan olmazdı.
    çocuğu veya annesi vardır diye kalamazlar, bu yüzden genelde kavga çıkardı.

    hafta sonunu iple çekerdim kavuşmak için, bir problem çıkar gelemez, hafta sonu zehir gibi olurdu.

    görünürde bir sevgilim olsa da ,
    odalarda dolaşan biri yoktu.

    balkonda çay içelim mi canım,
    gelsene güzel bir korku filmi başladı diyen bir ses çıkmazdı.

    yatakta sağa sola dönüp uyumaya çalışan bedenim isyan eder,
    balkona çıkıp serinleten bir türk kahvesinin aromasında, sarılamadığı
    sevgilisinin teninin titreşimlerini arardı.

    bu yalnızlık değil,
    çaresizliğin tanımıydı aslında..

    "Ruhumuzdaki altyazılar"

    (Fotoğraf şirince ayasosti kilisesi)
    71 -3 ... nana godi
  • ahmet arifin sevdası

    4.
    Son olarak kan' ı okudum.
    Bu şiiri de ilk genç kız olduğum gün, kapıldığım panik duygusuyla kaleme almıştım.

    Ey yüce aşil' in topuğumu bu
    Vurulup benim yatağımdaki,
    Yoksa kartalların göğe bindirdiği yerde
    Açılan yara mı?
    Sızıyor kan durmadan
    Çiçek oturan o acıdan
    Boğuyor gözleri, denizi, bilekleri,
    Zincire vurulmuş denizi boğuyor,
    Boğuyor durmadan.

    "Ne kanı bu anlamadım" dedi, gözlerini kırpıştırarak.
    Ben de anlaşılmasın diye öyle soyut yazmıştım şiiri.
    Doğrusunu söyleyemedim ona tabii,

    "Savaş korkusunu simgeliyorum" dedim.
    "Ellerine sağlık, pek güzel yazmışsın ama, şaire olabilmek için daha çok küçüksün.
    Bunları bir kaç ay beklet yeniden oku bakalım.
    Ben sana kitap getireceğim yarın, lambo' ya onları da oku."

    Kibarlık ediyordu ama begenmemisti işte.
    Kimbilir nasıl da alay etti için için.
    "Hiç durmadan yaz yaz, at bir köşeye, arkasını bırakma yazmanın"
    işte benim tek sığındığım, tek avunduğum şiirden de umudum kesildi artık. Yaşamanın anlamı ne olacak artık, ölebilirim, ölebilirim artık.

    Leyla Erbil / tuhaf bir kadın kitabından kız öyküsü 1971
    -------------------------------------------------

    Adını feodalizme baş kaldıran Çukurova şivesi kullanarak yazdığı dizelerle dünyaya duyuran tek kitaplı büyük usta şairin,
    Dillerdeki sarkılara hayat veren devrimci şiirleri kadar ruhu güzel Leyla' sının, kız isimli öyküsünde ki satırlarında yaşayan Anadolu'nun Pablo neruda' sı.

    içimizdesin...

    ahmet arifin sevdası
    43 ... nana godi
  • sen yoksun diye

    21.
    sen yoksun diye

    Özlüyorum bakışını
    Sevgiyle tutan dokunan ellerini,
    Aralık duran dudağına konan buselerimin boynu bükük,
    Yaramaz parmaklarım artık sakin,
    Gergin bedeninde gezinen ellerim kayıp,
    Teninde mavi yolculuk yapan teknem rotasız,

    Sarı ıslak tuvalet terliği ile kahveye pişti oynamaya gidiyorum sen yoksun diye,

    Siyah çorap ve beyaz spor ayakkabı kombini yaptım ülkücü bıyıklarımın üstüne,

    Artık donsuz gezmiyorum günahtır,
    Ama hacı yeşili şalvar giyiyorum moda diye,

    Sen yoksun yaa,
    Evde bulaşıklar tezgahın altında,

    Dışardan hamam böceği aldım,
    Artan bulaşıkları yesin diye,

    Yedi tane eve getirdim sokak kedilerini seviyorsun diye,
    ,

    Biri hamile kıyamam,

    Kedi kumu almadım, salonda yün halı var diye,

    Sen yoksun,
    tabak çanak yıkamıyorum artık,

    Aç kediler yalarken minnetle bakıyor gözlerime,

    Gerçi buraları biraz pis gibi,

    Yastık yapacak kadar kedi tüyü biriktirdim diye,

    Ben mutluluktan delirdim,

    Sen yoksun diye..



    “Şiiren”
    74 -4 ... nana godi
  • anın görüntüsü

    34162.
    anın görüntüsü

    göğsünün üzerine tıklayan parmaklarımın ucunda hassas bir konu var,

    Kalbin bana atıyor,
    Duyuyorum,

    tembel güneşin, denize esen rüzgara boyun eğdiği saatlerde,

    yosun mavisinin, tenime itaat ettiği dakikalar,

    hep karışır,

    aklımın sol kenarındaki kanapede oturan, susmaz sancılar bağırır,

    yengeçler kıskaçlarını aşağı çeker,
    dalgalar korkar döner,

    Taş kesilir kıvrak balıklar,

    kızgın sıcağa bağıran kumlar, teyemmüm eder geçmişe,

    hep bir ağızdan rükû'ya durur,

    ibadet etmeyen gerçeğin kendisine..

    Ve secde eder gerçekler,

    Yâr’ in görünmeyen her yerine..

    "Şiiren"
    68 -1 ... nana godi
  • benim ki hep ortada durur

    1.
    benim ki hep ortada durur

    Bir tuhafiyecinin yanında çıraklık yaptığım yaz tatili bitmiş, okul açılmasına on gün Kala, Orta üçüncü sınıfa hazırlık için kitap defter alma telaşı başlamış,
    yazlıklardan
    Dönen Arkadaşlarımın hayali tatil aşkları aramızdaki magazin haberlerinin trend topic listesi olmuştu.

    Babam gitmiyoruz diye matasyondaki evi kiraya verdiği için denizi ancak
    Evimizin mutfağında asılı büyük fotoğraflı takvimde görür.
    Geceleri rüyamda, Yüzümü sevinçli bir köpek gibi yalayan dalgalar arasında, bata çıka yüzdüğümü Hayal ederek uyur, sabah altı buçukda başımda dikilen babamın

    “kalk işe geç kalacaksın”

    Diyen soğuk ses tonu ile uyanır, annemin bir bardak ılık süt
    ve bir dilim sanayag sürülmüş ekmeğini ayakkabılarımı giyerken yer ve içer, Babamla birlikte besmele ile açacağım dükkanın kapısında babama hayırlı işler diler,
    Kepenk kilitlerini açardim.

    Nihayet çalışma sürem bitmişdi.

    Annem, öğleyin baban seni terzi Fuat abi'nin dükkanında bekliyor deyince şaşırdım.
    Neden dediğimde, “okul için yeni takım elbise diktirecek ben söyledim” dedi.

    Fuat abi'nin dükkanı ulu cami civarında ve uzaktı,
    ilk takım elbisemi de o dikmişti.

    Telaşla evden çıktıgimda annem balkondan sesleniyordu,
    "söyle paçaları beş santim uzun yapsın, sonraki sene kısa olmasın."

    Mavi boyası dökülmüş çift kanatlı tahta kapının ince uzun cam penceresinden görünen,
    saçları kırlaşmış ufak tefek, zayıf ve somurtkan bir adam.

    boynundaki mezura yatarken bile çıkmıyor galiba diye düşündüğüm ,
    sınıf arkadaşım çekingen Neşet' in babası, Fuat amca.

    Önce ceket için omuz ve göğüs ölçüsü, kol ölçüsü aldı,

    Babam daha gelmemişti.

    Selamün aleyküm sesini duyunca babamın geldiğini anladım.
    Kafamı çevirdim hoşgeldin baba dedim.
    sagol oğlum dediğinde
    Fuat amca kollarını kaldır dedi.
    Denileni hemen yaptım,
    Fuat amca önümde diz çöküp dizlerimin yanından
    Bele kadar bacak bel ölçümü aldı,
    Sonra bana kısık sesle bakmadan sordu,

    “Sağ mı yoksa sol mu”.?

    Anlamadım Fuat amca dedim.
    Sıkkın bir yüz ifadesi ile tekrar etti,
    “sag mı , sol mu oğlum'

    Önümde diz çökmüş olan Fuat amcaya aptal aptal bakıyordum,
    Döndüm babama baktım,
    babam tercüman gazetesinde ki Ahmet kabaklı' nın köşe yazısını okuyordu.

    Fuat amca babama döndü,

    ” Ahmet bu çocuk ne yana yatırıyor” dedi.

    Babamda ses yok..

    Ben konuşulanlardan hiç bir şey anlamıyorum.
    Kafamı tekrar döndüm babam kapının önüne çıkmıştı.

    Fuat amca dizleri üzerinde yüzünü bana doğrulttu,

    "evladım pipini sağa mı, yoksa
    Sola mı yatırıyorsun" derken sesi şefkatliydi.

    Ölçüyü ona göre yapacam dedi.

    Utanarak cevap verdim.

    “Benim ki hep ortada durur”



    “Şiiren”
    62 -2 ... nana godi
  • sadece ankara da yaşayanların bilebileceği şeyler

    47.
    sadece ankara da yaşayanların bilebileceği şeyler

    Siyah beyaz filmlerdeki grinin yirmi dört ton olduğu aşkları özlüyorum,

    akşam olup günün son aydınlığı karanlığın elini ürkekçe tuttuğunda,
    Buluşmak için okul kapılarında çıkışını beklediğim dakikalar, gülmeye hazırlik yapan konser öncesi kulis telaşına döndürürdü yüzümü.

    "Kim o"
    sesini kapının arkasında duyamadigim,

    Vurdumduymaz zilin, sağır düşüncelere daldığı anları aklıma getirmeye çalışan hafızama öfkelenir,

    Dar merdivenlerden aşağı basamakları otomatik sayan içimdeki sesle, siyah beyaz karanlığa düşmemeye çalışırdım.

    En sevdiğim tonu,
    sert kızgın yağmurun tok sesle, kaldırım üstüne gelişini haber veren nalçalı topuk sesleriydi.

    Ürkek Bir Genç kızın peşinden , seni takip ediyorum diyen gri bulutların üzerimize hovarda şalları örttüğü,
    Siyah beyaz ankara' da..

    (Heidi, kahvemdeki keyif ol)

    “Şiiren"
    68 ... nana godi
  • işledikleri günahları allah bilirmiş

    1.
    işledikleri günahları allah bilirmiş

    Senden esen rüzgarlar eşliğinde biraz serin buraları,

    Güneş bile gölgeye çekilmiş,
    Çocuklar parkta gözetimsiz,

    Annelerin ojesiz ellerinde sert kış'a hazırlık şişleri, haroşa.

    Refika menopoza girsem de kurtulsam, ped parasıyla Starbucks' da latte içerim demiş,

    Dudaklarda semahatin kızı nişanı atmış, duydun mu.?

    Oğlan tarafı geri istemiş alpaka gondolu içinde çukulatayı,

    Hümeyra ağlıyormuş,

    Kız bilezikleri vermem demis,

    Oğlunuz kızımı öptü demiş annesi,

    Baba Kahveye çıkmıyor, susmuş hiç konuşmuyormuş,

    Oğlan kızı çıplak görmüş,

    Denizin içinde oynaşmışlar, benim oğlan ablasına söylemiş,

    Meğer hoca nikahı yokmuş,

    işledikleri günahları Allah bilirmiş,

    "Şiiren"
    53 -1 ... nana godi
  • taş olup sustum ruhum adını çağırdı

    1.
    taş olup sustum ruhum adını çağırdı

    (Bir Adana ağıdı)

    1909 yılı Adana Ermenilerinin zorunlu tehciri,
    Giderken öldürülme ihtimaline karşılık kızlarını gelin veren ailelere, kızlarının yaktıkları Ermenice ağıt..

    "Taş olup sustum, ruhum adını çağırdı"

    https://youtu.be/FmmUgU5F34A

    Söz: anonim

    Taş olup sustum
    Ruhum adını çağırdı
    Son saati vuruyordum, ömürde son zamanı
    Kış olup dondum, kalbim yine alev aldı
    Ben ölümü soruyordum, önümde aşk uzandı

    insafa gel al yanına, yaşıyorsam aşk sebebim
    Durmadın yürüdün kanıma dön gel affettim
    Yüreğim ağır ağrısına dayanırsam aşk sebebim
    Ödedim düşeni payıma dön gel affettim

    Savrulup kaldın nerde bulamam izini
    Yokluğundan usandım ne olur duyur sesini

    Bi dilek tuttum yıldızların ışığında
    Sen diye diye avundum gel benim rüyalarıma
    66 -4 ... nana godi
  • sabah sabah insanı mutlu eden şeyler

    103.
    sabah sabah insanı mutlu eden şeyler

    Sabah serinliği yüzlerine vurduğunda,utangaç roka'lar kıkırdarken,

    genç erkek maydonozlarin çapkın bakışlarının hedefi,
    iri doğradıgım kuzu kulaklarının denize doğru koşan titrek bedenlerinin kıvrımlarına sürdüğüm taze limon damlalarıydı...

    Uykuya düşkün domateslerin elbiselerini çıkardığımdan haberleri yoktu aslında,
    Eminim,
    kızgın tereyağı ile sevişen çıplak yumurta, taze salatalık bedenlerinden kıskanacaktır bu görüntüyü,

    Hep bir ağızdan Unchain my heart şarkısına eşlik eden kızarmış ekmeklerin sesine,

    Redingot Kamuran Bey' in,
    Canımın içi Maşukum muhterem refika' m,
    Diye başlayan mektubunu , Nagehan hanım içindeki sessiz sevinç çığlıklarıyla, her zaman yaptığı gibi, alt dudağını ısırarak okurken,

    kollarımda demlenen hayat çayının sessiz bakışları,
    tebessümlerimin öznesi...

    Su bardağına koyduğum
    Gülüşen papatyaların selamı var.

    Kahvaltımız sıcak gönlünde,

    "Şiiren"
    73 -2 ... nana godi
  • kitap alıntıları

    3190.
    kitap alıntıları

    bu aralar kasvet var siyah gecenin serinliğinde,
    az sonra ihtilal sessizliği gelecekmiş gibi ürkek
    bir boşluk , uzattığı kelepçe ile yanıma oturacak sanki.

    sana söyleyeceklerim var diye başlamasa bari.

    bilmiyorum.

    hep can sıkıntısı, diye başladığında
    ilk gördüğüm, canlı pembe dilinin konuşurken aradan
    görünmesiydi,
    utanıp, bakışlarımi iki kaşının arasının altında, burnunun
    başladığı yere çevirdim.

    birisi söyledi ama kim hatırlamıyorum, böyle baktığımda
    karşımdaki iki gözüne de bakabildigimi sanırmış.

    “Elleriniz ince ve uzun, sanatçı eli gibi güzel”
    Dediginde utandım, başımı öne eğdim.
    Tekrar kafamı kaldırdığımda, samimi gülümsemesini Gördüm.

    Beyaz dişlerinin arasından,
    öne doğru hafifçe çıkmış sarıya benzeyen köpek dişleri
    Onu biraz daha çocuksu ve masum kılıyordu.

    ikimiz de aynı anda konuşmaya başladık,

    “Havada ihtilal sessizliği var”

    “Şiiren”

    (Daha çıkmadı)
    69 ... nana godi
  • hiç söylemedim ama kal

    1.
    hiç söylemedim ama kal

    Uykuma kal..
    .. sevişmeye kal..

    Balkonda yıldızlarla kal..
    Çayımın yanında kal..

    Şarap içerken kal.

    Günaydınım da kal.
    Akşam yemeğinde kal..
    Yüzümdeki gülüş de kal.

    El ele tutuşmalarımda kal..

    Peynirimde ekmek olarak kal..
    Kahvaltıda papatyam olarak kal.

    Benim yüreğimde kal.

    Sabah buse'si ol ve kal .

    Parmaklarımın ucunda kal.
    Beyaz çarşafım üstünde kal.

    Hayatımda kal.

    Tenime değerek kal .
    göğsümün üstünde kal.

    Rakının yanında kavun olarak kal.
    ocağımın harı'n da kal..

    Hep yanımda kal..
    Sana giden adımlarımda kal.

    Yeniden doğuşumda kal.

    Kollarımın arasında kal.

    Sana bakan gözlerimde kal.
    Miss gibi kokan saçlarınla kal.

    Sevdiğim şarkılarda kal.

    Boynumun kenarında kal.

    Duşa girerken yanımda kal.

    Ağzımın tadı olarak kal.
    Kulaklarımda şiir olarak kal

    Hadi. kal.

    Sabahları neşeli gülüşünde kal.
    hüzünlü gecelerin içkisi olarak kal.
    Alev alev yanan tutkum olarak kal.

    sadece kal.

    Hiç söylemedim..ama kal.

    “Şiiren”
    64 -2 ... nana godi
  • sevgiliyi özlemek

    340.
    sevgiliyi özlemek

    ( Tanımı imkansız aşklar omleti yapıyorum bu sabah)

    Buzdolabından çıkarttıgım tereyağının flörtöz kıkırdamalarına, ses çıkarmadan kulak kabarttigimda, çapkın bıyıklı Ezine peynirinin iltifatlarını duydum.

    Sizi yatak odasına alacam diye kandırarak , erkenden uyanan teflon tavaya atıp aşkın ateşini yakarken,
    Üniversiteden yeni mezun, bir litrelik cam kavanozun içine kırdığım yumurtalar için beni uyarmışlardi.

    Bunlar gece hayatını seven, barlara diskoteklere takılan tavuk yumurtasıdır,
    Ayıptır söylemesi biraz hafif meşrep olurlar, girdikleri ortamı bozarlar, küfürlü konuşurlar diye.

    Henry miller' in, anais nin' e yazdığı aşk mektuplarını okuyan Kayseri ununu hüzünlü görünce sordum.
    “iyi misin dostum”
    Kitaptan etkilendiğini söyleyince, kafamı sallayıp
    Lazımsın bana deyip iki kaşık yumurtaların üstüne bırakırken,

    hergün kahvaltı sofrasına bırakmak için gül kesmekte kullandığım maço bakışlı makasın yardımıyla balkondaki minderde tembel tembel yayılan maydonozlardan beli bükülenleri, bel fıtığı ameliyatı yapacam deyip kestim.

    Tavada sevişip uyuya kalan peynir tereyağ çiftinin üzerine zayıflama diyeti yaptırdığım bir capia biberi minik minik doğrarken,
    “abi ben seni böyle bilmezdim”
    Cümlesini duyunca içim acıdı.

    Yeteri kadar bekar tuz, biraz havalı pul biber ve kıvam kolaylaştırır diye yeşil gözlü, az zeytinyağını kavanozda depresif mikserle karıştırıp ,
    Güleryüzlü teflon tavaya boşaltıp her iki tarafı da havada taklalar attırarak pişirdim..

    Canımm...

    "çay sevdalari filminin başlama gong' u çaldı."

    Bir pembe gülü sofrada sana bakıp üzülsün diye bıraktım.

    Çünkü sen beyaz papatyasın..

    "Şiiren"
    65 ... nana godi
  • yeni şeyler getiriyorum